Nurgül’ün yaptığı da klasik festival polemiği – Fadik Sevin Atasoy

Fadik Sevin AtasoyFadik Sevin Atasoy, arkasında durmadığı kararlar verildiğini belirtti ve ekledi.

45. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde jüri koltuğunda yer alan Fadik Sevin Atasoy, arkasında durmadığı kararlar verildiğini belirtti ve ekledi: “Ama konuşulan her şeyin de standart festival polemiği olduğunu bilecek kadar kafam çalışıyor. Nurgül’ün de yaptıkları klasik festival polemiği.”

Altın Portakal nasıl geçti?

– Benim için çok iyi oldu. 16 filmi 8 günde 10’ar dakika arayla izledik. Jüri çok eğlenceliydi. İyi arkadaşlıklar kurdum. Beraber film izledik, yemek yedik… Sonrasında paket jüri olarak bizi diğer festivallere de gönderseler diye düşündük. Bizim için çok hararetli günlerdi. İlk günlerde jüri pikniği yapıp nar toplamaya gittik. Festival benim için keyifli oldu. Ödül töreninden sonra iki gün telefonumu kapatıp Antalya’da tatil yaptım.

İstanbul’a gelip telefonunuzu açtınız ve…

– Açmak zorundaydım, bir açtım hiç susmadı.

Arayanlar sadece gazeteciler miydi yoksa sonuçları değerlendirmek isteyen yönetmen ve oyuncular da var mıydı?

– Hepsi, herkes vardı. Bir arkadaşımın doğum gününe gittim, kameralar yine yakaladı. Beni gören Altın Portakal soruyor ama festival de bitti, jürilik de… Seneye ben Sheraton’dayım.

Hillside’daki gecelerde lobi yapmadı mı kimse? “Filmimizi nasıl buldun” diyen yönetmen ve oyuncular çıkmadı mı?

– Hiç yapmadılar. Belki de beni bildikleri içindir. Sinema salonlarında jüri koltuğundan ayağa kalkıp millete öpücük yolladığım için (gülüyor). İşimi ahlakıyla yaptığımı düşünüyorum. Kendi fikirlerimi jüri toplantılarında da söyledim. Sonuçta tek kişiyim, herkesin fikirleri çok faklı. Ortak bir fikre varmak da zor. 9 ayrı göz, 9 ayrı bakış açısı vardı orada. Kendi ahlakımca savunduğum fikirleri koydum ortaya. Bunlar ne kadar oldu, ne kadar olmadı tartışılır. Arkasında durduğum kararlar var, arkasında durmadığım kararlar var. O masada konuşulanlardın hepsi sonsuza kadar orada kalacaklar.

Sonuçtan ötürü mutsuz olduğunuz oldu mu?

– Sevindiklerim de üzüldüklerim de oldu. Ama ahlaken 9 jüri üyesi de tek masada oturup bu konuyu konuşmadan ben de konuşamam. Konuşulan her şeyin de standart festival polemiği olduğunu bilecek kadar kafam çalışıyor. Nurgül’ün de yaptıkları klasik festival polemiği.

Sizde dizi projesi pek durmuyor. Tam gözümüz alışmışken diziden bir şekilde ayrılıyorsunuz. Bunun nedeni nedir?

– “Sonbahar” ve “Dudaktan Kalbe”den ben ayrıldım. Çünkü diziden para kazanıp hemen sinema filmine ya da Amerika’daki Türk tiyatrosuna yatırıyorum. Param bittiğinde gene diziye girip para kazanıp yine aynı şekilde parayı dağıtıyorum. Amerika’daki tiyatro kazanç güdülmeyen bir tiyatro olduğu için kazandığımı oraya yatırıyorum. Mesela “Zeynep’in Sekiz Günü”nde para almadan oynadım. Zeynep’in kıyafetlerini de ben satın aldım. Türk sinemasına bir şekilde katkı yapmak istediğim için ekmek param diziler.

Türk sanatının neferi mi olmak istiyorsunuz?

– Naçizane. Bir arkadaşınız hasta olsa onun için elinizden geleni yapmaz mısınız? Sinema da benim arkadaşım ve dostum. Elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum.

FİLM İÇİN ALDIĞIM KİLOLARI VERİYORUM

“Usta”nın çekimleri bitti mi?

– Daha iki sahnemiz kaldı. İstanbul’da onları çekeceğiz. Şubat gibi gösterime girmesi planlanıyor.

“Usta”daki karakteriniz için kilo aldığınızı söylemiştiniz…

– Kara kuru Anadolu kadını olur mu? Etine, butuna dolgun olması lazım. Ben de kilo almıştım, şimdi hepsini veriyorum. Orada Orta Anadolu lehçesiyle konuşuyorum. Kocasına aşık, çocuğu olsun isteyen bir kadın. Kocası uçak yapmak hevesiyle karısını biraz ihmal ediyor. Aralarındaki aşk adam yüzünden bitmeye yüz tutarken kadın aşkını geri kazanmaya çalışıyor. Sonuçta aşk sana gelmiyorsa, sen aşka git oluyor.

“Türkiye’de Türk karakter oynayamıyorum” diye bir serzenşiniz vardı…

– Nihayet bir Anadolu kadını oynadım. Yeni bir teklif geldi, o da Rus. Kadrolu Rus oyuncusuyum. Tüm yabancı roller benden geçiyor (gülüyor).

Bu kadar yabancıyı oynarken, Avrupa’dan teklif gelmiyor mu?

– Bağlantılarım var ve geliyor. Ama benim isteğim benim senaristim, benim yönetmenim ve Türk oyuncularla burada bir iş yapıp oraya göndermek. Türkiye’den anlattığımız bir hikayeyi evrensel bir noktaya ulaştırmak. Yoksa ben de gider orada oynarım, bu bir marifet değil ki. Önemli olan kendi hikayeni anlatabilmen. Elini attığın her yerden bir hikaye çıkıyor. Bunu evrensel bir dille anlatmaya başlasak hepimiz birlikte yurtdışına açılacağız.

Kevin Spacey de Antalya’da Masterclass’ta bundan bahsediyordu…

– Ben bunu bir sene önce söyledim “Hollywood’a gitmem, Hollywood bana gelsin” diye. Herkes bana güldü. Tabii ki bana gelecek. Hikaye bende, manzara bende. Şehri daha keşfetmediler ve bakir. Ama sorsan New York’un bütün sokaklarını ezbere biliriz. Diye diye bu işi yapacağım herhalde. Kevin Spacey değilim ya kimse beni dinlemiyor. Nasıl tanındığın önemli. Ben ona niye hamburger pişireyim ki, onun alasını yapıyor. Ben bir yaprak sarması, bir mantı yapınca kıymetli olurum.

Tiyatro adına bu aralar neler yapıyorsunuz?

– Amerika’da kurduğumuz tiyatro 7 eyalette turne yapıyor şu anda. Geldim Harbiye Açıkhava’da Chicago müzikalinden bir bölüm oynadım. “Usta”yı bitirdik, Köln’e gidip dizi çektim. Geldim Antalya’da jüriydim. Filmin kalan sahneleri ve kısa film derken uçakta görenler yanıma oturmuyordu. 2 ayda 8 ayrı karakter oynadım.

Türk Sineması’nın yetenekli isimlerinden biri olduğunuz söyleniyor. Peki hiç olumsuz bir şey duydunuz mu kendinizle ilgili?

– Tüm dürüstlüğümle söyleyebilirim ki: Duymaz olur muyum? Sektör küçük vallahi herkesi, her şeyi duyuyorum. Benim için ukala ve sivri dilli diyorlarmış.

Artık sadece bacaklarımla oynayacağım

Siz bir de kısa film projesinde yer alacakmışsınız…

– Artık sadece bacaklarımla oynayacağım (gülüyor). Cannes’a gidecek kısa bir film. İsmi Red 215. Fotoğrafta kırmızının kodu. Gerçekten sadece bacaklarım oynayacak. Kadın yönetmenlerin yaptığı her işte varım. Mutlaka destek veriyorum. Sinema sektörünü erkek egemenliğinden kurtarmak lazım.

Fadik Sevin Atasoy Fotoğrafları: