Demet Evgar, D Smart Dergisi’ne konuştu

Demet EvgarBaşarılı oyunculuğuyla dikkat çeken Demet Evgar, D Smart Dergisi’ne konuştu.

En son beyazperdede “Beyza’nın Kadınları” filmindeki başarılı oyunculuğuyla dikkat çeken Demet Evgar, D Smart Dergisi’ne konuştu.

Türkiye’de şöhret olmanın kolay olduğunu söyleyen genç oyuncu, “Başarılı gibi gösterilen insanların sadece üzerlerindeki hediye paketleri güzel. Ülkemizde açık bir yara bu. Ben bu ülkede şu anda işimi yapabilir halde değilim. Herkes kendi işini yapsın” dedi.

Ünlü oyuncu Demet Evgar, D-Smart dergisine verdiği röportajda Türkiye’de şöhret olmanın çok kolay olduğunu iddia etti. Evgar, “Başarılı gibi gösterilen insanların sadece üzerlerindeki hediye paketleri güzel. Ülkemizde açık bir yara bu. Ben bu ülkede şu anda işimi yapabilir halde değilim. Herkes kendi işini yapsın” dedi.

Uzun zamandır ortalarda yoksunuz. Neler yapıyorsunuz?

– Bu aralar severek yürüttüğüm iki sosyal sorumluluk projesi var. Şu an onlar için çekimler yapıyoruz. Bir tanesi, Pozitif Yaşam Derneği’nin AIDS’le ilgili bir projesi. 2009 ajandası için fotoğraf çekimi yapıyoruz. Bunun ayrıca sergileri de olacak. Bir diğeri de sosyal sorumluluk projesi adı altında, meme kanseriyle ilgili bir proje. Ben bu tip şeylerin içinde bulunmaktan büyük keyif alıyorum.

Oyunculuk adına yeni projeler var mı?

– Geçen sezon, Kenter Tiyatrosu’nda Alfred Hitchcock’un uyarlaması “39 Basamak” adlı oyunda oynadım. Bu sezona da taze bir oyunla devam edeceğiz. Bilinçli olarak iki buçuk yıldır ne sinemada ne de televizyonda herhangi bir şey yaptım. Tiyatroya yönelmeyi daha doğru buldum. Çünkü, tiyatroyla seyircinin algısını genişletmeye ve farkındalığını yükseltmeye çabalıyorsunuz. Ayrıca, tiyatro yaparken 90 dakikalık bir dizide olma düşüncesi bana çelişkili geldi.

Size bir rol geldiğinde neye göre karar veriyorsunuz?

– Yaptığımız iş aslında bir illüzyon. O yüzden hikáyenin önce gerçeklik ve inandırıcılığını değerlendiriyorum. İçinde bulunduğum projelerin insanların problemlerine parmak basan, cesur işler olmasına özen gösteriyorum. Ayrıca, yeni mezunlarla, yeni yönetmenlerle çalışmayı çok seviyorum ve gerçekten güzel bir nesil yetişiyor. Bir yönetmenin ilk filminde yer almak bana daha cazip geliyor.

Demet Evgar deyince herkesin aklına “Beyza’nın Kadınları” geliyor. Bu film neden bu kadar öne çıktı?

– Performansla ilgili. Mesela, Türkan Şoray deyince “Selvi Boylum Al Yazmalım” gelir akla. Ben bundan sonra ne iş yaparsam yapayım “Beyza’nın Kadınları” etiketini üstümden atamayacağım! (Gülüyor)

Film çok geniş bir kitleye ulaştı…

– Filmin izlenme payının bu kadar yüksek olmasının sebebi, Türkiye’nin açık bir yarasına parmak basması. Aslında insanlar hep korkarlar ya da geri çekilirler bu tip cesur işlerden. Ben iki buçuk yıldır sinema filmi yapmıyorum ama hálá bu filmin konuşulması güzel bir şey tabii ki. Dünya artık Türkiye’ye yöneldi. Çünkü, ülkemizde işlenmemiş çok fazla hikáye var.

Türkiye’de şöhret olmak çok mu kolay?

– Kesinlikle. Bu ülkede amacın şöhret olmaksa, bundan daha kolay bir şey göremiyorum. Ajdar en büyük örneğidir bunun. Türkiye’de, size başarılı gibi gösterilen insanların sadece üzerlerindeki hediye paketleri güzel. Ben bu ülkede şu anda işimi yapabilir halde değilim. Herkes kendi işini yapsın. Kendi işi derken, hiçbir iş kimsenin tekelinde değildir elbette ama herkes kendine yalan söylemeden, gerçekten yapabildiği işi yapsın demek istiyorum.

Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde belgesel jüri üyesisiniz, seçimi nasıl yapacaksınız?

– Yapılan işlerin nereye dokunduğuna bakacağım. Cesareti, söylemek ve anlatmak istediğini nasıl vurguladığı benim için çok önemli olacak. Belgesel, kısa film veya bir klip çekmiş olsa da benim için önemli olan anlatmak istediği şeyi hissedebilmemdir. Kamerayla çekilmiş her şey yönetmenin rüyasıdır, ben onların rüyalarına not vereceğim.

En çok seyrettiğim film ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’

Neler okur, neler izlersiniz? Mesela en çok seyrettiğiniz film hangisi?

– En çok seyrettiğim film, “Selvi Boylum Al Yazmalım”. Hálá beni etkileyen bir film. “Sekreter” ve “Çingeneler Zamanı” filmleri dönüp dönüp baktığım filmlerdir. En son Tom Hanks’in oynadığı “Philadelphia”yı izledim. Kısa filmler seyretmeyi çok seviyorum. Bunun yanında Almodovar tutkunuyum. Onun dışında şiir ve özellikle Neyzen Tevfik okumayı çok seviyorum.

Ödül konusu raydan çıkmış

Türkiye’de ödüller hak edene mi veriliyor sizce?

– Sadece Türkiye’de değil, dünyanın genelinde tartışılan bir şey bu. Bence, her şey raydan çıkmış durumda ama tekrar bir düzene girdiğini hissediyorum. “Ödül nedir?” diye sorarsanız; rahatlıktır. Beni en mutlu eden ödüller üniversitelerden aldıklarım. Belki oralarda verilen ödülleri kimse bilmiyor ama benim için önemli. Çünkü, o ödüller objektif bakış açısını doğruluyor.

Peki oyunculukta eğitim için ne düşünüyorsunuz?

– Oyunculuk bir keşiftir ve keşfin de sonu yoktur. Zaten keşfettikçe kendinizi eğitirsiniz. Bir konservatuvar eğitiminden bahsediliyorsa, söz hakkı almak için önemli bir şeydir. Aynı zamanda bu sadece üniversite ile olacak bir iş değil, yetenek enjekte edilemez. Oyunculuk, kişisel bir yolculuktur. Hem kendinle yüzleşiyorsun hem de kaldırıp kaldıramayacağını deneyerek farkındalığın zirvesine oturuyorsun.

Öldükten sonra iyi uyanmalıyım

İstanbul’da neler yapıyorsunuz?

– Evde ağaçların yanında bir alan oluşturdum, balkonda oturuyorum, film seyrediyorum, kitap okuyorum. Arada da arkadaşlarımla vakit geçiriyorum.

Son olarak hedeflerinizi, planlarınızı soralım…

– Hayatın ve yanımdaki insanların değerini bilerek güzel yaşayıp mutlu ölmek istiyorum. Mutluluğu aradığın zaman, sana gelir. Yenilikçi olup, mutluluğu muhafaza etmek lazım. Hatalarımı fark edebilmek için dua ediyorum. Hata, yapılması şart birşeydir. Yolun doğruysa hata bir tecrübe olarak geri döner sana. Kendinle barışık olmak ya da barışmak ve kabul etmek zorundasın. Hayat bir rüya gibidir. Yani bir uykudayız biz aslında. Öldükten sonra da iyi uyanmak istiyorum. Sanki bu yaşadığım hayat bilinçaltıymış gibi, öldüğümde, “İyi bir rüyadan uyandım” diyebilmek tek isteğim.

Demet Evgar Fotoğrafları: